Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Paylas-TR | Program - Film - Oyun - Download - Teklink - İndir

Mayıs 20, 2012, 05:15:48 ÖÖ

Gönderen Konu: erkek köpekte çiftleşme sonrası penis şişmesi zararları  (Okunma sayısı 861 defa)

Coder

  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 1714
    • Profili Görüntüle

İÇ PARAZİTLER

Kalp Kurdu:

Kurdu taşıyan bir sivrisineğin ısırması ile genç kalp kurtları köpeğin kan dolaşım sistemine girer ve köpeğin kalbi ile birlikte 13-30 cm arası bir boya ulaşıncaya kadar gelişirler.Kalp kurtuna yakalanmış köpekleri kurtları imha etmek için ilaçlarla tedavi edilebilir ama koruyucu bakım çok daha etkilidir.
Yapabileceğiniz iki şey var; köpeğinizi sivrisineklerden koruyun ve ona düzenli olarak veteriner hekimizden temin edebileceğiniz kalp kurdunu önleyici ilaçlar verin.Ancak veteriner hekiminiz,köpeğinizin kalp kurduna yakalanmış olup olmadığını görmek için önce bir kan testi yapmak isteyecektir.

Kancalı Kurtlar:

Kancalı kurtlar daha çok yavru köpeklerde görülür,ama her yaştaki köpekler ciddi biçimde bu kurtlara yakalanabilirler.Köpekler parazitin larvalarını yutarak kancalı kurtlara yakalanabilir veya larvalar köpeğin derisine girer.Yavru köpekler kancalı kurtları annelerinden doğumdan önce vaya meme emerken kapabilir.Zaten hasta ve zayıf olan köpekler kolay bir hedef oluşturur ve önlem alınmadığı takdirde ölüme kadar götürebilir.Parazitin yumurtaları taze bir dışkı örneğinde mikroskop altında görülebilir.Tedavi rutindir,ama köpeğin çevresini temiz tutarak onu kancalı kurlardan koruyabilirsiniz.Düzenli olarak bölgedeki dışkıları alın,çimleri kısa ve olabildiğince kuru tutun ve asfaltlı veya taşlı yolları dezenfektanlarla yıkayın.

İnce Bağırsak Kıl Kurtları ve Soluncanları:

Kıl kurtları ya da askaritler,yavru köpeklerde sıkça görülür.Çoğu yavru hiç bir belirti göstermez.ama diğer köpekler ve çocuklarada bulaşabilecek milyonlarca yumurtayı çevereye dağıtırlar.Kıl kurtları beyaz,ser,ince ve yuvarlak spagheti görünümündedir ve yaklaşık 6 cm'e kadar uzarlar,çoğu zaman yay gibi yuvarlanırlar.Yetişkin köpekler kıl kurtlarına karşı bağışık olabilirler ve hiç bir belirti göstermeyebilirler.Veteriner hekiminiz, kıl kurdu bulunduğu takdirde ilaç yazacaktır,ama önlemek için,kancalı kurtlarda tarif edildiği şekilde temizlik önerilir.

Tenyalar:

Bu parazitler köpeğin anüsü çevresindeki tüylerde,yatağında veya dışkısında görülebilir.Canlı iken anüs parazitleri kırık beyaz.yassıdır ve ileri geri sallanır;kuruduklarında sarılaşırlar.şeffaf olur ve bir pirinç tanesine benzerler.Anüs parazitlerine yakalanmış bir köpek kilo kaybedebilir ve zaman zaman ishal olur.Eğer köpeğinizin anüs parazitlerine yakalanmış olduğunu düşünüyorsanız,veteriner hekiminizin dışkısını muayene etmesini ve ilaç vermesini isteyin.

Kalın Bağırsak Kurtu:

Kalın bağırsak kurtları,köpeğin sindirim sisteminin alt kısımlarında yaşar.Bazı köpekler hiç bir belirti göstermez,dolayısıyla veteriner hekiminiz dışkısını muayene ederek tanıyı koymalıdır.Başka köpekler zaman zaman oluşan ishal,anemi,kilo kaybı,halsizlik ve sağlık durumunda genel bir bozulma gösterelebilir. Tedavi için ilaç şarttır.Köpekler kalın bağırsdak kurtlarını,etrafı koklayıp yalayarak aldıklarından,yukarıda da belirtildiği gibi köpeğin yaşadığı bölgeyi temiz tutumak gerekir.
Köpeğinizin solucan,kancalı kurt,kıl kurdu,anüs parazitleri veya kalın bağırsak kurtlarına yakalandığından kuşku duyuyorsanız,bir ya da iki dışkı örneğinin mikroskop altında incelenerek sorunun türünü ve boyutunu tespit etmek ve böylece en etkin tedavi yolunu bulmak gerekir.Asla kurt tedavisini kendi başınıza yapmayın;yanlış bir kurt tedavisi,kurtların kendisi kadar köpeğe zarar verebilir.Öncelikle veteriner hekiminiz,sorunun gerçekten kurtlardan mı kaynaklandığını ve öyle ise hangi tür kurt olduğunu tespit etmek zorundadır;ayrıca kurt tedavisine başlamadan önce verilecek doğru ilaç ve miktarı belirlemek için de köpeğin genel fiziksel durumunun da değerlendirilmesi gerekir.Aslında köpeğinizin dışkısının parazit yumurtaları bakımından incelenmesi,köpeğin yıllık fiziksel muayenesinin bir bölümünü oluşturmalıdır,yani bir dahaki sefere veteriner hekime gittiğinizde köpeğinizin dışkısını da yanınızda götürün.

ÇİFTLİK ÖKSÜRÜĞÜ - BORDETELLOZ

Çiftlik öksürüğü çoğunlukla bordetella bronchiseptica adlı organizma dan kaynaklanmaktadır.Tıbbi araştırmalar %80-90 oranında bu bakteriyi kaynak gösterirken geri kalan % 10-20 oran ise diğer bulaşıcı virüslere işaret etmektedir.

Bordetealla bronchiseptica adlı bakteri parainfluenza,adenovirüs,canine distemper ile yakın ilişki içerisindedir ve bu virüslerden adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek hastalığa sebep olur.
Organizmanın kuluçka süresi,yani bakterinin köpeğin vücuduna girmesi ile klinik belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre genelde 3-5 gün sürmektedir.Bakteri köpekte sert ve devamlı öksürüklere neden olmaktadır.İlk başta aceleci köpek sahipleri köpeğin boğazına bir şey kaçtığını düşünebilir.Ancak köpek bakterinin verdiği zarar ile öksürmektedir.Hastalık köpekte Pneumonia neden olabilir ya da daha ciddi işaretler verebilir.
Hastalığın tedavisine öksürüğün kontrol altına alınması ile başlanılır.İnatçı bakteriler için antibiyotik katkısı yapılmalı ve virüsün çevreye yayılması önlenmelidir.Her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da aşılama oldukça önemlidir.Burun içi uygulanan(İntranazal) aşılar çok çabuk ve etkili sonuçlar verir.Bu aşılar 3-5 gün içinde koruma sağlayabilir.Aşının injeksiyon yöntemi ise daha uzun süren bağışıklık kazandırmaktadır.Bazı veterinerler maximum koruma için iki yöntemi de tercih edebilirler.

KALP KURDU - Dirofilaria

Kalp kurdunun yaşam süreci sivirsineğin,hastalıklı köpeği ısırması ile başlar.Kalp kurdu hastalığı olan ve kanında olgunlaşmamış küçük kalp kurdu larvalarını, sivrisinek kan emme yoluyla beslenirken köpeğin kanı içindeki larvalarıda alır.
İki ve üç hafta boyunca larvalar sivrisinek içinde gelişerek aktif yani bulaşıcı olurlar.
Sivirisinek tekrar beslenmek için başka bir köpeği ısırdığında bu larvaları sağlıklı köpeğe bulaştırır.Larvalar köpeğin derisinden içeri girerek dokulara ilerler ve ilerideki birkaç ay içerisinde köpeğin kalbine ulaşır.
Köpeğin kalbi içerisinde kurtlar 30 cm uzunluğa kadar erişir ve kalp başta olmak üzere ciğer ve diğer hayati organlara zarar verir.Eğer tedavi edinilmez ise sonuç köpeğin hayatının kaybı olacaktır.


DERİ HASTALIKLARI

Evcil hayvanlarda görülen deri hastalıkları,genelde hayvan yıkama merakından kaynaklanabilir.Örneğin kediler kendilerini temizleyebilirler,ancak buna rağmen yıkanacak olursa,özel bir koruyucu tabakayla kaplı olan deri.yanlış kullanılan detarjen,sabun ya da şampuan nedeniyle bu özelliğini kaybeder,kendine has direnci kaybolur ya da tahriş olur.Dolayısıyla mantar hastakıkları,egzama,deri iltihaplanması ve tüy dökülmesine yol açar.

Sokağa çıkan hayvanlardaysa,ayak derilerinde görülen benzin,mazot,boya gibiçeşitli kimyasal maddeler ya da yanmayla tahriş olan dokularda deformasyon ve iltihabik yaralara sıkça rastlanır.Köpekler bu konuda kedilere göre daha şanssızdır.
Deri hastalıklarında daha çok ısırma ve tırmık nedeniyle ortaya çıkan yaralanmalar ve baş.çene,çene altı bölgelerinde,ayaklarda ısırmaya bağlı apselerin oluşması,doğaldır.Belirtileri giderek büyüyen şişlik,iştahsızlık ve halsizliktirBu gibi durumlarda ne tür bir tedavi gerekmektedir.
Apse kendiliğinden patlar ya da hekim tarafından açılarak temizlenir,ancak her iki durumda da antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır.
Sokaklarda bazen hayvanları daha çok arka ayaklarıyla kulak çevrelerini kaşırken görürüz.Doğal olarak yapılan lar eşbette belli başlı nedenlerden de olabilir.Sokak hayvanlarında sık görüle deri hastalıklarından biri de,kulak uyuzudur.
Hayvan sürekli kaşındığı içiin kulak çevresinde yaralar oluşur.Öncelikleuyuz tedavi edildikten sonra kulak ve çevresindeki yaralar iyileştirilmelidir.Aksi takdirde tadavi amacına ulaşamaz.
Biraz da toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenlerinin yol açtığı deri hastalıklarından söz edelim.



Toprakta bulunan pire,kene ve uyuz etkenleri gibi canlılar,kışın genelde kış uykusuna yatarlar.Havaların ısınmasıyla da konakçı olarak yaşayabilecekleri ortamlar arayıp,doğada yaşayan hayvanları bulurlar.Kene kancalarıyla,pire delici organıyla kan almaya çalışırlar.Uyuz etkenleri ise deri ve deri katmanlarında yerleşerek kan emmeye devam eder.Pire ve keneyi teşhis etmek kolaydır.Uyuz etkenini saptamak,mikroskobik canlılar olması nedeniyle o kadar kolay değildir.Şüphe edilen bölgeden alınan kazıntının mikroskop altında incelenmesiyle türü saptanır.Sarkoptes,Demodeks uyuzları
sıklıkla görülen uyuz etkenleridir.İnsanlara



bulaşma olanığı oldukça yüksektir.En belirgin özelliği kaşıntı,deride kalınlaşma ve sedef förüntüsüdür.Ayağıyla topraktan aldığı mantar ve bakteri etkenlerini uyuzla deriye bulaştırdıklarında karmaşık bir hastalık ortaya çıkar.Tedavi süresince öncelikle hayvanın vücudunu kaşıması engellenir.Lokal ve genel ilaç uygulamalarıyla uyuzun tedavisi eskiye göre daha kolaydır.Bu tedavi sonunda vücutta bir tek uyuz etkeni bile kalmamalıdır.Tedavi sırasında sürekli olarak,vücuttan alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesi yapılmalıdır.

Uyuz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık kesinlikle değildir.Uyuz hastalığının hiçbir aşamasında tedavisimümkün değil diyerek hayvanı uyutma yöntemine başvurulmaz.Uyuz etkeni tesbit edilir,teşhis konursa tedavisi kolaydır.Tedavisinin mümkün olmadığı ileri sürülüp hayvanı uyutma yöntemine gitmek kolaycılıktır.
İnsanlarda olduğu kadar hayvanlarda da rastlanan önemli bir diğer deri hastalığı da Egzama dır.

Egzama hastalığının üç türü vardır.aşırı proteinle beslenme(proteinemi)nedeniyle ortaya çıkan egzama,vitamin yetmezliğinden kaynaklanan egzama ya da alejik egzama.Proteinemi ve alrjik türdeki egzamalar birbirine bağlı olarak görülebilir.Yani aşaırı protein alımı nedeniyle karaciğer hassaslaşır ve alejik bir durum oluşur.Tek yönlü beslenme nasıl insanlar için zararlıysaihayvanlar içinde zararlıdır.Karaciğerde depolanan aşırı miktardaki protein deride lökalize olamsından ötürü,hayvanda ergenlik sivilcelerine benzer küçük noktacıklar oluşur.Hayvanın sı sonucu patlayan bu noktacıklar tüylere yapışır.kokulu ve aşırıkaşıntı veren bir hal olur.Tedavi için o bölgenin tüyleri iyice traş edilip temizlendikten sonra lokal ilaç uygulanır.ancak veretiner hekime danışmadan ilaç kullanılması sakıncalıdır.Çünkü kaşıntı nedeninin saptanması ve ona göre bir tedavinin uygulanması gerekmektedir.Eğer neden egzama ise kortizon tedavisi uygulanır.Uyuzdaysa kortizon kullanılmaz,kullanıldığı takdirde uyuz etkenini besleyici bir özelliğe sahip olduğundan hastalık tehlikeli boyutlarda ilerleyebilir. Kimyasal maddeler, boya,tiner,kostik maddelerden tutun da ciklete (yapıştığı yere hava aldırmaz) sentetik halılar,yanlış kullanılan kozmetik ürünlere kadar her şey egzamaya neden olabilir.Sokakta yaşayan ya da sokağa çıkan en hayvanlarında görülen alrji nedenleri araştırılırken doğada bulunan bitki örtüsü de göz önünde bulundurulmalı.Örneğin kiraz ve erik ağaçlarının salgıladığı balzam ve çam ağıcının reçinesi hayvanlarda alerjiye neden olabilir.Vitamin eksikliğinden kaynaklanan deri hastalıkları da vardır.A,D ve H vitaminlerinin eksikliğinden kaynaklanan tüy dökülmelerinde kaşıntıya rastlanmaz.Derinin tüy tutma özelliği kaybolur,ve normalden fazla seyrekleşme olur.Bu gibi durumlar hastalık belirtisidir.ancak tüy dökmesinin başka nedenleri de olabilir.
Kısırlaştırılmış hayvanlarda hormon yetersizliğine bağlı tüy dökülmeleri görülür.Dişide östrojen,erkekte testeron hormonunun azlığı tüy dökülmesine sebep olur.Dişilerde tüm vücutta tüy seyrekleşmesine rastlanırken,erkekler çırılçıplak kalbilirler.Tedavisinde ,eksik olan hormonun çok düşük dozlarda verilmesi gerekir.
Ayrıca Stafilokokus Epidermitis denilen bakteriler,deri iltihaplanmalarına neden olur.Egzamayla birlikte mikrobik deri hastalıkları görülür.
Halk arasında köpek tüylerinin kiste neden olduğu kanısı yaygındır.aslında tüyün kemdisi kist yapmaz.Tüylerin üzerindeki parazit,yumurta ve proteinleri alrji yapar.Bundan dolayıdır ki, kist aşısı olmuş köpeklerden çekinmek yersizdir.Uzun tüylü köpekler tüm sene boyunca tüy dökerler.bir hayvan sahibinin hayvanını taraması,fırçalaması onu beslemekten daha önemli bir görevidir.Kısa tüylü hayvanlar belli mevsimlerde tüy dökerler ve daha çok yattıkalrı yerlere tüylerini bırakırlar.Kısa tüylü hayvanları ince dişli bir fırçayla taramak ve pamuklu olmayan hafif nemli bir bezle tımar yapmak gerekir.
Taramanın hayvan vücuduna 3 yararı vardır.Öncelikle hayvanın vücudunda var olan pire ve kenelerin tarağa takılması ile bunların varlığı saptanır.Ayrıca vücuttan atılacak tüylerin tarak ve fırça yardımıyla toplanmasına yardımcı olur.Tüy dipleri ve deriye dolaylı olarak yapılan masajla sinirlerin uyarılması ve daha sağlıklı tüylerin çıkmasına neden olur.
İlkbaharın bittiği yazın başladığı anlarda palto değişikliği kaçınılmazdır.Özellikle bu aylarda daha sık ve düzenli taramalar,tüylerin etrafa yayılmasını , alerji ve parazitlerin bulaşmasını engeller.


BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Bağışıklık sisteminin görevi vücuda giren veya verilen yabancı maddeler,anormalleşmiş hücreler,bakteri,mantar ve virüslerden vücudu korumaktır.Bu kompleks görev spesifik (T ve B hücreleri) ve nonspesifik elemanlar (bunlar özel T ve B hücrelerine yardımcı olarak fonksiyon görür) tarafından başarılır.Bağışıklık genel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık olmak üzere iki ye ayrılır.

1.Doğal Bağışıklık :

Genetik olarak kontrol edilebilen ve kalıtımla nesillere aktarılabilen bir tür direnci temsil eder.Doğal bağışıklığın oluşumunda genetik (tür ve ırk direnci,bireysel duyarlılık) ve fizyolojik faktörler (vücut ısısı,yaş durumu ve hormonlar) vucudun premier (tüyler,der,.vücut zarları ve salgışarın oluşturduğu dış savunma sistemi) ve skonder (dış savunma mekanizmalarını aşabilen hastalık etkenlerine karşı koyan humaral sıvılar ve hücresel savunma sistemi) savunma mekanizmaları ve yangısal reaksiyonlar etkin rol oynarlar.

2.Kazanılmış Bağışıklık :

Canlıların doğumdan sonra çeşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya geldikten ve aşılarla karşılaştıktan sonra,bu etkenlere karşı kazandığı bağışıklık anlamındadır.Kazanılmış bağışıklık aktif ve pasif bağışıklık olmak üzere ikiye ayrılır.

Aktif bağışıklık: Farklı virülenslere(hastalık yapma yeteneği) sahip etkenlerle doğal olarak karşılaşma sonucu olduğundan doğal aktif bağışıklık,aşılarla aşılanmak suretiyle kazanıldığı zaman ise yapay aktif bağışıklık olarak adlandırılır.

Pasif Bağışıklık : Bir bireyden alınan bağışıklık maddeleri (antikor,süt,serum vs) ile sağlanan bağışıklık sistemidir.Bu da doğal ve yapay olmak üzere iki kısımda incelenir.Doğal pasif bağışıklıkta antikorlar doğrudan anneden yavruya plasenta ve anne sütü ile geçerken,yapay pasif bağışıklık;İnaktif kazanılmış bağışıklığı bulunan bir bireyden elde edilen kan,kan serumu yada kemik iliği gibi dokuların aktarılmasıyla sağlanabillir.Pratikte bir enfeksiyon durumunda uygulanan hiperimmun serumlar (kuduz antiserumu,viral hepatit serumlar gibi) ve antitoksit serumlar (tetanoz,yılan ve akrep serumları gibi) bu tip bağışıklığa en uygun örneklerdendir.
Bağışıklık sistemini bu kısa tanımlamalarla tümüyle anlamak mümkün değildir.Ancak bağışıklık sisteminin temel özelliklerini kapsayan bu bilgiler aşıların neden önemli olduğunun anlaşılmasında faydalı olacaktır.

Bağışıklık sisteminin dört ana özelliği bulunur.

1) Spesifite : Bu yetenek sayesinde bağışıklık sistemi çarpraz olmayan reaksiyon (noncross reacting) antijenlerini ayırt edebilir.

2) Bellek : Bağışıklık sistemi önceden karşılaştığı antijenleri tanır ve hatırlar.Bu şekilde verilen bir antijene karşı kazandığı deneyim,daha güçlü ve genişletilmiş cevapların oluşmasını sağlar.

3) Uyarılma : Bağışıklık sisteminin spesifik ve nonspesifik elemanları bu yetenekleri sayesinde yabancı maddelere karşı harekete geçebilir.

4) Tekrarlayabilme : Enjeksiyonun tekrarlanması halinde,bağışıklık sisteminin elemanları kazandıkları deneyim ile immum cevapları(hastalık etkenlerine karşı vücudun bağışıklık sisteminin tepkisi) büyük ölçüde artmasını veya genişletilmesini sağlar.
Bağşıklık sisteminde herbiri özel görevlere sahip dört temel hücre tipi vardır.
Fogositler : Mikroorganizmaları diğer hücreleri ve yabancı partikülleri içlerine alarak ortadan kaldıran bu hücreler,kemik iliğinde üretilirler.Fagositlerin en önemli tipi makrofajlardır.Makrofajlar,bakteriler,virüsler,man tarlar veya yabancı proteinlerin varlığında harekete geçerler.
T Hücreleri / T Lenfositler : Kemik iliğinde üretilen bayaz kan hücreleridir.Kemik iliğinde üretilen T hücreleri Timus'a (Gelişimi yaşamlarının ilk yıllarında maximum düzeyde olan bezsel yapıda bir organ) giderek orada olgunlaşırlar.T hücreleri,immum cevapların oluşumunda anahatar konumundadır.İmmum cevapların başlaması ve sona ermesinden sorumludur.Ayrıca çeşitli komponentlerin aktivitelerini de kontrol ederler.Bir yabancı hücre makrofajlar tarafından alındıktan sonra,salgıladıkları enzimlerle vücuda zarasız hale getirilir.Bu enzimler aynı zamanda yabancı hücrelerin varlığını T hücrelerine haber verir.Böylece T hücrelerinin üretimi uyarılarak bağışıklık sisteminin cevap oluşturması sağlanır.Eski nomenklatürde T hücreleri T4 ve T8 hücreleri olarak ayrılırdı.T4 hücreleri yardımcı ve başlatıcı,T8 hücreleri ise baskılayıcı ve yokedici özellikte idi.T4 hücreleri kanda,T8 hücreleri lenf dokusu ve dalakta bulunmaktadır.
B Hücreleri (B Lenfositler) : Bu hücreler kemik iliğinde üretilir ve olgunlaşırlar.Bu hücreler antikorların üretiminden sorumludurlar.İmmunoglobulinler olarakda bilenen antikorlar,yabancı proteinlerin kendilerine bağladığı özel yapılı proteinlerdir.Bunlar vücuda giren antijenlerin makrofajlar tarafından yok edilmesi için işaretler veya etkisiz hale getirir.T hücreleri spesifik organizmaların veya antijenlerin tanınmasını sağlama yeteneğine sahiptir.Bu hücreler makrofajların antijenlerin hücre zarlarından geçebilmesinde gerekli olan bilgileri sağlar ve harekete geçmeleri için uyarır.Makrofajlarda bu antijeni B hücrelerine verir. Spesifik antijen belirleyicisi ile bir kez karşılaştıktan sonra bu makrofajların yüzeyine kodlanır.B hücreleri,bu makrofajları tekrar takrar üreterek B hücrelerin 2 alt tipi halinde olgunlaşır.Bunlar plazma ve bellek hücreleridir.Plazma hücreleri belirli bir antijene özel antikorlar üretirler.B hücrelerinin diğer bir türü olan bellek hücreleri ise aynı antijen ile ikinci kez karşılaştığında oluşacak enfeksiyona karşı hazır durumdadır.Bağışıklık ile ilgili işlevlerin tümü T8 hücreleri tarafından izlenir ve kontrol edilir.Enfeksiyon sona erdikten sonra T8 hücreleri immum cevapları durdurur.İlk olarak T8 hücrelerinin daha sonra çeşitli kimyasal haberci ve baskılayıcı hücreleri salgılayan B hücrelerinin işlevini durdurarak antikor üretimine son verir.
NKHücreleri (Doğal Öldürücü Hücreler -Natural Killer Cells) : Bu hücreler T4 uyarısına gerek duymaksızın fonksiyon görürler.Bu hücreler ve viruslara karşı mücadele ederler.
Gitmek isteyene otoban yaptırırım maksat rahat yol alsın